Yıldıray Çınar'ın Biyografisi
Kayıtlara 1937 olarak geçse de, 28 Aralık 1940'ta dört çocuklu bir ailenin ikinci erkek çocuğu olarak Samsun’da doğmuştur. (Yaşını, TRT sınavlarına bir an önce girebilmek ve askerliğini aradan çıkarmak için büyütmüştür.) Ağabeyi Sami Çınar, ikiz kız kardeşleri Hacı Hikmet Erten ve Nimet Çiliozoğlu'dur. Annesini iki yaşındayken kaybetmiştir. Aklı erene kadar ona ablası Hacı Hikmet Erten annelik yapmıştır, bu yüzden ablası Hacı Hikmet Erten'e "Anneabla" demiştir.

*
Babası, Bekir Çınar,halk şiiri tarzında, bestelenmeye uygun şiirler yazan biriydi.Oğlunun da müzikle uğraşmasını arzulamıştı, en büyük ideali de oğlunun bir gün oturdukları Samsun Hürriyet Mahallesi Rasathane Camisi'nden eazan okumasıdır. Uzun sürmez, 26 yaşında yani 1976 yılında Söyleyin Anama Ağlamasın filminde ezan okur. İlk kez bir filmde, kendi sesi ile ezan okuma sahnesi de bir sanatçı olarak Yıldıray Çınar'a aittir.

*
İlk sazını, Samsun'lu saz yapım ustası Ömer Sinop'tan alır.Ömer Sinop Türkiye'nin önemli saz yapım ustalarındandır. Kendine özgü, renkli bir kişiliği vardır. Marmara Kıraathanesi' nin yanındaki mekanı, Samsun' a yolu düşen her Sanatçı'nın, özellikle Radyo Sanatçıları' nın uğrak yeridir.

*
Yıldıray Çınar, saz çalmaya İlkokul 2. sınıfta başlar. İlk konserini Samsun Dumlupınar İlkokulu'nu bitirdiği gece verir. Ardından Samsun Sanat Enstitüsü2ne devam eder. Okuldaki müsamerelerinde sesi ve sazı ile hep sahnededir. Bir yandan da, okulun marangozhanesinde saz yapmayı sürdürür. Sanat Enstitüsü ikinci sınıfta ilk sazını yapar. Hocaları, onun saz yapmasına göz yumarlar, çünkü burada yaptığı sazlarla hocalarına saz dersleri vermektedir.

*
1959 Mayıs ayında Atatürk'ün Samsun'a çıkışı dolayısı ile düzenlenecek törende saz çalması için Yıldıray Çınar, Samsun Ekibi ile Ankara'ya gönderilir. Canlı yayında türküsünü Muzaffer Sarısözen'in anonsu ile çalıp söyler. Burada kendi yaptığı saz ile kendi bestesini okur. "Yare Pazen Seçmedim" adlı türkü çok tutulur.

*
1960 yılında vatani görevini bitirince Samsun' a döner. Bu arada bir iş kurması gerektiğine karar verir. Çiftlik Caddesi' ndeki baba evinin altındaki dükkanda ; mandolin, gitar, kemani bağlama tamiri ve satışı yapan bir dükkan açar, ayrıca saz dersleri de verir. Kadın, erkek bir çok isme yol gösterir.

*
Babasını kaybettikten kısa bir süre sonra, 1 Mayıs 1962 tarihinde Ankara Radyosu' nda açılan sınavı, hem sazdan hem sözden kazandı. Ankara Radyosu' nda Muzaffer Sarısözen ölünce onun yerine göreve getirilen Osman Özdenkçi ile çok iyi bir iletişimi vardır.Yeğeni Metin Erten: "Dayım TRT' deki günlerinden söz ederken yüzündeki o mutluluk ifadesini hiç unutamıyorum. Yorgunluk nedir bilmediğini, akşamları eve bile gitmeyip radyoda yattığını, hatta çoğu kez sabahladığını anlatırken başka bir alemde yaşıyormuş gibi olurdu" demektedir.Fark edilmesi uzun sürmez. Bu arada Ankara Radyosu' nun ve Türkiye' nin en sevilen ve en çok istenilen sanatçılarından biri olur. Artık bütün hayalleri gerçekleşmiştir. Sahneye ilk kez 1965 yılında "Luna Park Gazinosu ' nda çıkar. İlk turnesini de aynı yıl yapar. Türk Hal Müziği'nin ilk Assolisti'dir. Sahnde kaldığı 15 yıllık sürede Assolist olarak adı, neonlarda en üsttedir.

*
Yılda 9 program yapma hakkı ve "Hocalık" ünvanı ile TRT' den emekli olur.

*
Emekli olduktan sonra TRT ve bir çok özel kanaldan gelen program tekliflerini kabul etmez. Teklif getirenlere, "Eğer beni her hangi bir kanalda görürseniz, sizin teklifinizi de kabul etmiş olurum." dediğine, yeğeni Metin Erten bizzat şahit olduğunu ve aynı zamanda "jübilenin bir kez yapıldığına inandığını söylerdi" anlatmaktadır.

*
İlk TV programına 1966 yılında çıkar. 1985 yılına kadar sürer bu programlar. Sonraki yıllarda; Yılbaşı, Bayram gibi özel programlarda TV' de görülür. Samsun' a gelmesi söz konusu olduğunda bunu bir fırsat bilerek hiç tereddüt etmez. 19 Mayıs ve diğer özel günlerde, hiç bir ücret talep etmeksizin,bir çok programm yapmıştır. Samsun adına, yapılması gereken her şeyi imkanları ölçüsünde yapmaya çalışan bir Sanatçı idi.

*
Askerliği
Yaşını büyütünce askere devre kaybı gider ve askerliğini bahriyeli olarak yapar. Kuzeyden gelen bu esmer delikanlı, sesi ile tavırları ile hemen dikkat çeker. A Amirleri ile ilişkisi "patlat bir türkü" kıvamındadır. Kendisini çok sevdirir.Bu sıralarda görev yaptığı Gölcük' te Deniz Fabrikaları Genel Müdürlüğü' nü Erkut Taçkın'ın babası Tuğamiral Namık Taçkın Paşa yapmaktadır. Namık Taçkın Paşa çok sever bu türkücü genci. Zaten bu sıralarda Erkut Taçkın da müziğe yeni yeni merak sarmıştır. Yıldıray Çınar' la birlikte müzik çalışmaları yaparlar. Çalıştıkları müzik türleri ayrıdır, fakat ikisi kafa kafaya vererek Gölcük Orduevi 'nde konserler düzenlerler. Erkut Taçkın Batı Müziği ile ilgilenmektedir.

*
Aşkerlik döneminde Namık Taçkın Paşa' nın Yıldıray Çınar' a çok büyük bir desteği olur. Bir seferinde, zamanın Demokrat Parti Milletvekili Ethem Menderes, Seka Kağıt Fabrikası' na ziyarette bulununca, Namık Taçkın Paşa, burada bir gece tertipleme görevini Yıldfıray Çınar' a verir. Bu Yıldıray Çınar için kendini kanıtlama adına önemli bir fırsattır.

*
İngiltere' deki uçak kazasından sağ kurtulan Başbakan Adnan Menderes, yolculuklarını artık deniz yolu ile yapmaktadır. Bir seferinde, Franko' nun davetlisi olarak İspanya'ya gitmeltedir. Başbakan Adnan Menderes' in İspanya gezisine Giresun ve Gemlik adlı muhripler ile çıkmasına karar verilir. Bu gerekçe ile Gölcük Deniz Fabrikaları Genel Müdürü Tuğamiral Namık Taçkın Paşa Başbakan' a ve yol arkadaşı diğer Bakanlar' a , görevlilere moral osun diye bir ekibin görevlendirilmesi emrini verir.

*
Görevlendirilen erlerden biri de Yıldıray Çınar' dır. Bu göreve özel izin ile getirilmiştir. Türkiye' nin en hüzünlü Başbakan'ı Menderes, ona ilkin "Nerlisin?" diye sorar. Cevabı, "Samsun'luyum Sayın Başbakanım' dır." Başbakan "o zaman bize Samsun'dan bir türkü oku bakalım" der. Yıldıray Çınar' ın, Menderes'in huzurunda okuduğu ilk türkü "Çarşamba'yı Sel Aldı" dır. Türkünün ardından Başbakan " Radyoyu hiç denedin mi?" diye sorar. ( Bu arada bir müfakat izni ile Ankara' ya gider) Denememiştir, fakat askerde bulunduğu üç yıl içinde kendisini radyoı sınavlarına hazırlar.

*
Bu türkünün Yıldıray Çınar' ın hayatındaki yeri oldukça büyüktür. Radyo' ya girdiktensonra da bu türküyü okumaya devam eder. Türkü, bilinen bir türküdür. Ancak, Yıldıray Çınar' ın yorumu türküye yeni bir hava katmıştır. Sanki, bu türküyü ancak bu sanatçı okuyabilir dedirtecek kadar Yıldıray Çınar ile bütünleşmiş gibidir.

*
Radyodaki tüm programlarının en çok istenen parçası durumuna gelince, Yıldıray Çınar' a türkünün adını taşıyan film teklifleri gelir. Bu filmi, 1970 yılındamemleketi Samsun' da ve Çarşamba' da çeker.

*
Başbakan' ın İspanya gezisi sırasında, aralarında telsiz-hoparlör bağlantısı bulunan iki muhripteki erleri de unutmaz. Onlara da moral vermek için, saz çalar türkü söyler. Moral konserleri, askerliği süresince hep devam eder.

*
Kendi Yapım Sazları Çalan Yıldıray Çınar... Türküleri İspanya' ya ilk dinleten ilk türkücü...
1959 yazında, Türk Donanması İspanya' ya bir gezi düzenler. Donanma Barcelona Limanı' na demirlediği gün, Barselona'da da bir müzik festivali yapılıyordu. Avrupa ülkelerinin müzisyenlerinin katıldığı festivale Türk Donanması da dahil edilir.

*
Festivalde bir çok şarkıcının, kendi ülkelerinin sesini dinletip gitar, piyano, trompet, saksafon gibi enstrümanların çalınmasından sonra, Türkler'den de bir sanatçının kendisini göstermesi istenir. Genç bir onbaşı, elinde sazı ile ortaya çıkar ve başlar hem çalmaya hem söylemeye. Çaldığı saz "bağlama", okuduğu türkü de "Doktor Civanım" dır. "Doktor Civanım" o zamanların en gözde türkülerinden biridir. Kimsenin dilinden düşürdüğü yoktur, kıvrak mı kıvraktır melodisi. O oynak İspanyol şarkılarının kastanyetlerinin ritmine alışık İspanyol dinleyicisi bile "Doktor Civanım" türküsü biter bitmez coşar, görülmemiş bir tezahürat yapar. Türkü bir daha tekrarlatılır. Bundan sonra okunan "Gömlek Giydim Dar Geliyor, Ah Karşıdan Yar Geliyor" da aynı şekilde ilgi görür.

*
İspanyollar, "Türko Gitar" dedikleri bağlama ile pek ilgilenirler. Saz hakkında uzun uzun bilgi alırlar. Hele, o sazın türküleri okuyan ve onu çalan tarafından yapıldığını öğrenince büsbütün şaşırırlar.

*
Barcelona Müzik Festivali' nde sazı ve türküleri ile İspanyollar'ı çoştuıran, Türk Halk Müziği'nin en çok sevilen seslerinden biri olan Yıldıray Çınar' dır. Vatani görevini yapmakta iken donanma ile İspanya' ya giden sanatçı "Saz" ı İspanya' ya dinleten ilk türkücü olur.

*
Yıldıray Çınar, çaldığı sazları kendi yapar. Bu işi, okuduğu Erkek Sanat Enstitüsü' nde öğrenmiştir. Bu iş, kendisini çok sardığından hiç durmadan saz yapıp bunları dostlarına, arkadaşlarına armağan eder. Bu işi o kadar benimsemiştir ki, "Eğer türkücü olmasaydım, muhakkak saz yapıcısı olurum" demiştir.

*
Yıldıray Çınar, sazını ezgilerini çok beğenen İspanyollar' a hediye eder. Eğer, vakti olsa onlara daha bir kaç saz yapıp İspanya' dan öyle ayrılacaktır. Bunu yapamayınca, İspanyollar' ı Türkiye ' ye davet eder. "Benin misafirim olun" der. Türkiye ' ye gelecek olanlara, birer bağlama yapıp vereceğini söyler.

*
Aşık olduğu kıza gitarla seslenen İspanyollar, Anadolu' da duvak giymiş kıza sazla ilanı aşk edildiğini öğrenince, sazı ve türkülerikendislerine daha yakın bulurlar. İspanyollar, bir gün sazı ve türküyü yerinde dinlemek üzere Türkiye' ye geleceklerine söz verirler.

*
O dönemler 26 yaşında olan Yıldıray Çınar, Türk Halk Müziği sanatçılarının yaşca en küçüklerinden biridir. Yıldıray Çınar, hiç beste okumaz, derleme türküler okur. Evlenmeyi düşünmez. Küçükken aşık olmuştur. Aşkı, türküler okumasına sebeptir. ""Yare Pazen Seçemedim, Yar Çok Nazlı Sezemedim" türküsü onun şöhretine yardımcı olur.

*
Yıldıray Çınar, kendi hayatının hikayesini, başrolünü oynadığı "Aman Dünya Ne Dar İmiş" filminde anlatmaya çalışır. Leyla Sayar ile oynadığı bu filmden sonra Yıldıray Çınar' a üç şirketten daha film teklifleri de yapılır. Ama o, bu tekliflere o günlerin koşullarında 'hayır' demekten başka çare göremez. Senaryoları beğenirse oynayabileceğini söyler. Gazinolardan gelen bütün parlak teklifleri reddeder ve sadece radyo sanatçısı olarak kalmayı tercih eder.

*
Yıldıray Çınar, Türkiye' de ilk kez Türk Halk Müziği' nin otantik kalıplarını bozmadanBatı sazları eşliğinde 45' lik stereo plağa okur.

*
Türk Halk Müziği Dinleyici İstekleri' nin , Türküler Geçidi' nin, Beraber ve Solo Türküler' in, Günaydın Programı' nın bilinen ve aranan sanatçılarındandır artık.

*
Yıldıray Çınar, Türkiye' de ilk canlı sahneyi kuran, dinleyicilerine bir ilki gerçekleştirmek için suni çimi yurt dışından getirtip kurduğu sahnede; değirmen, samanlık, kuzular, ördekler ve kuşlar ile sahneyi zengişleştiren bir sanatçıdır.

*
Canlı sahne programlarının birinde, Ajda Pekkan sahnedeyken Yıldıray Çınar için canlı sahne hazırlıkları sürer. Bu tür çalışmalarda zaman çok önemlidir. Ajda Pekkan şarkısını okurken seyircilerin birden hareketlendiklerini, gülüşmeye başladıklarını fark eder. Bitmek bilmeyen bu gülüşmelerin nedenini anlamak için şarkısını yarıda keser ve seyircilere güşüşlerinin nedenini sorar. Hepsinden aynı ses yükselir : "Arkaya dikkat! Arkaya". Arkasında görevlilerin elinden kaçan bir koç vardır ve Ajda Pekkan'a saldırmak üzeredir. Yıldıray Çınar,' ın yeğeni Metin Erten :"Bu anıyı Dayımın anlatışıyla dinlemek çok güzeldi" demektedir.

*
1964 yılında bugün bile dillerden düşmeyen, sözü ve bestesi kendisine ait olan "Mavilim Mavişelim" adlı eserini 78' lik plağa okur. Bu, onun ilk plağıdır.

*
1965 yılında Türkiye' de ilk canlı sahneyi Türk Halk Müziği Konseri' nde gerçekleştirir. Hazırlıklar yaklaşık üç ay sürer. Sahnedeki her şey doğaldır. Yosunlu ırmak, ördek, koyun, kuzu, tavuk ve kuşlar ile otantik bir dekor oluşturur.Devlet Tiyatrosu' ndan kiralanan ışıklar ile yapılan dekorlu sahneye müzik ile tiyatro iç içedir.

*
250 ye yakın derlemesi ve 250 ye yakın bestesi bulunan, filmlerinde ve konserlerinde okudukları hariç, plaklarında ve kasetlerinde yaklaşık 600 türküyü yorumlayan Yıldıray Çınar, sanat hayatı boyunca 12 kez "Altın Plak" ödülü almıştır.

*
"Çarşamba'yı Sel Aldı" türküsü büyük ilgi gördüğünden daha Türkiye2 de Televizyon yokken plak çıkardığı firma satışlardan dolayı Yıldıray Çınar' a Chevrolet marka bir araba hediye etmiştir. Yeğeni Metin Erten: "Bu araba ile Samsun'a gelmişti. Ben o zaman 12 yaşındaydım. Dayım , annemin güzel yemeklerinin özlemi ile eve girdiğinde ben de o zamanlar bana muhteşem görünen arabanın içerisine girerdim. Dayım bizi ailece Matasyon denilen yerdeki çamlğa götürürdü. Orada sazlı sözlü piknikler yapılırdı. O zaman Samsun halkı oraya akardı. Samsun halkının dayıma , o seviyeli sevgi gösterilerini hiç unutmam" demektedir.

*
"Çarşamba' yı Sel Aldı" , Hakkari' den Amerika' ya dek konser için gittiği her yerde en çok istenen türküdür. Bir bakıma Samasun' un 'Milli Türküsü' olur. Yıllardır bu hiç değişmez.

*
Şu anda bir çok sanatçı tarafından okunan bazı 'hi' parçaların derlenmesi de Yıldıray Çınar' a aittir. Söz gelimi , sözleri Aşık Mahzuni Şerif' e ait olan İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım adlı parçayı Yıldıray Çınar' a Mahmut Erdal getirmiştir.Bu parçanın notasını, düzenlemesini yapar. Türkünün ortaya çıkışına zemin hazırlar. Yine , Gülüm Senin Yollarına Ölem Dedim Ölemedim, Körpe İken Kırdın Felek Dalımı, Kanadım Değdi Sevdaya, Evlerinin Önü Bir Büyük Orman, Su Ver Leylam Yanıyorum gibi bir çok türküyü de derleyen Yıldıray Çınar' dır.

*
Bazı derlemeleri, isim verilmeden farklı sanatçılar tarafından okunur. Ancak, TRT' ye yapılan başvuru sonunda türkülerin Yıldıray Çınar' a ait olduğu ispatlanır.

*
Yeşilçam' ın gerçekten Yeşilçam olduğu 1960' lı-1970' li yılardır. Halkın sanatla sanatçıyla doğrudan iletişim kurabildiği en önemli araçtır sinema. Yıldıray Çınar da çok sevdiği Ankara' dan ayrılıp İstanbul' a yerleşmek zorunda kalmıştı.

*
Radyo nprogramları ve gazino çalışmalarının yanı sıra 1965 yılında "Aman Dünya Ne Dar İmiş" filmini çevirir. bu, onun ilk filmidir. Yeşilçam onu 53 filmiçin daha beklemektedir.

*
Hülya Darcan, Aysun Güven, Esen Püsküllü, Arzu Okay, Sezer Güvenirgil, Fatma Belgen, Meral Zeren, Suna Yıldızoğlu, Meral Orhonsay, Seyyal Taner, Filiz Ersürer, Canan Perver, Bedia Akartürk gibi dönemin önemli oyuncularına filmlerinde yer verilir.

*
Yılmaz Duru, Tunç Başaran, Natuk Baytan, Ülkü Erakalaın, T.Fikret Uçak, Mehmet Aslan, Mehmet Bozkuş, Kemal Kan, Yunus Yılmaz, Şevki Tosunoğlu gibi yönetmenler ile çalışır. Film çalışmalarına 24 yıl devam eder. Türkülerindeki gibi filmleri de Türkiye'yi kuşatma iddiasındadır. Erzurum' dan Muğla' ya, Sivas' a, Samsun' dan Kırşehir' e dek bütün yöreleri albümülerine taşırken filmlerindeki mekanlar da her seferinde değişir. Ege' den Güneydoğu' ya, Karadeniz' den İç Anadolu' ya dek bir çok yer filmlerine mekan olur.

*
Türküleri, filmlere ad olarak taşır ve sonraki yıllarda moda biçimini alacak bir geleneği başlatır. "Allı Turnam' dan Çarşambayı Sel Aldı' ya, Eşref' ten Yeşil Kurbağalar' a, Kozalı Gelin' den, Hekimoğlu' na, Ali'ye Gönül Verdik ' ten Mustafam' a dek bir çok türkü, Yıldıray Çınar filmlerinin adıdır.Arzu ile Kamber,Tahir ile Zühre,Cemo gibi halk hikayelerini, Zaloğlu Rüstem gibi kahramanların yaşamlarını sinemaya aktarır.

*
Ahmet Asaf Tengiz'in yazıp yönettiği Hz.Ali' ye Gönül Verdik filminde Alevi-Bektaşi kültüründen kesitler sunulur. Alevi-Bektaşi kültüründeki derinlik, sözlerdeki edebi zenginlik onu oldukça etkiler. Dönemin sansür kurulu filmin adını sakıncalı bulur. Film, sansür kurulundan 'Ali ile Gül' adı ile geçer.

*
Yeğeni Metin Erten' in dayısı Yıldıray Çınar ile ilgili bazı anıları
"Dayımın evinde kaldığım gençlik yıllarımda, boş zamanlarımda kitaplığını karıştırırdım. Yine bir gün, kitaplığından aldığım bir kitabı karıştırırken yanıma geldi ve bana ne okuduğumu sordu. Elimdeki kitap Alevi kültürü üzerine yazılmıştı. Dayım, bana Alevi kültürü üzerine oldukça geniş açıklamalarda bulundu. Çünkü, dayım da bu kültürden çok etkilenmişti, bu kültürü her açıdan özümsediğini anlattıklarından fark etmem mümkündü. Benim gibi herkes dayımın okuduğu Alevi türkülerinden de anlamış olmalı. Dayımın, bir çok Alevi dostu vardı. Yine bir tarihte, dayımın yanına bir basın mensubu gelipdayıma şu soruyu sormuştu: "Yıldıray Bey, Alevi türkülerini çok güzel okuyorsunuz. Siz de Alevilik var mı?" Dayım, Alevi kültürü üzerine öylesine ilginç, öylesine güzel konulardan söz ettikten sonra sözlerini "Keşke Alevi olabilseydim" diye bitirmişti. Bu anı hiç unutamıyorum."

*
"Dayım, sahneye her seferinde 'Erenler' türküsüyle ve elinde Türk Bayrağı ile çıkardı. Bu gelenek hiç değişmez. Yine konserlerindeki ilk türkülerden biri Mustafa Kemal Atatürk'le ilgilidir.Final türküsünde de aynı şekilde Mustafa Kemal Atatürk temasını işler."
Tarihler boyunca bir milletyiz biz,
İlimce dünyaya vermiş idik hız
Büyük bir babanın torunlarıyız
Bugün bize hoş geldiniz erenler.
*
Hisse alın, Çırakman'ın sözünden
Zerre kaçmaz ariflerin gözünden
Kemal Atatürk'ün aydın izinden
Bugün bize hoş geldiniz erenler
*
"Radyo programları, yurt dışı turneleri, plak ve film çalışmalarını bir arada1985 yılına kadar devam ettirir. 1985-1990 arası yalnızca film çalışmalarına ağırlık verir. 54 filmde başrol rol alır. Her filminde en az 4-5 türkü okur. Sadece filmlerinde okuduğu türkülerin sayısı 205' nin üzerindedir."

*
"Başrol aldığı filmlerin bir kısmı yurt dışında çekilir. Rol aldığı filmlerde kullanılan Avrupai silahlar, oklar ve aksesuarlar ile Türk Sineması' na ilkleri getirir. 1967 yılında ilk gerçek tabancayı, 1970 yılında diğer bir çok aksesuarı kullanır. Çarşamba'yı Sel Aldı filminin çekimleri sırasında, Samsun'lu meşhur silah ustalarından Necati Usta tarafından kendisine el yapımı özel bir silah armağan edilir. Film çekimi esnasında Yıldıray Çınar' ın elinin ölçüsünü alan Necati Usta, üzerine altın harfler ile '19 Mayıs diyarından Bismillahirrahmanirrahim' yazısını işler. Hem gerçek mermi kullanılabilen, hem de namlusu çıkarıldığında kuru sıkı atabilen bu silahı Yıldıray Dayım , bir çok filminde de kullanır ve yıllardır özenle saklar. Bu, çok önemli hatırası bana vasiyetleri arasında ne yapacağımı söylediği değerlerden biridir."

*
"İlk filmi Aman Dünya Ne Dar İmiş' in çekimleri Samsun' da yapılır. 1970 yılında yine Samsun' un Çarşamba İlçesi' nde Çarşamba'yı Sel Aldı adlı filmini çeker. Hayatının önemli bir bölümünün geçtiği ilçeyi 'Çarşamba'yı Sel Aldı' filmine taşır. Yıllar sonra TRT için bu türküye Çarşamba Köprüsü üzerinde klip çekilrken Çarşamba Şehir Kulübü' nden, tam anlamı ile eski toprak kıvamına uygun tavırlar içeriasinde bir amca çıkıp yanımıza geldi. Kalabalık içerisinde dayımı arayarak :" Nerede o benim Çarşamba'mı dünyaya o güzel, o tatlı sesi ile tanıtan delikanlı? Yakından bir göreyim." diyerek çekimin içerisine girmesini hiç unutamıyorum."

*
"Dayım, Samsun' a her gelişinde maç varsa ve İstanbul deplasmanlarında Samsunspor' un hiç bir maçını kaçırmazdı. Samsunspor' un ikinci ligde şampiyonluğa oynadığı yıllarda, olanakları ölçüsünde takımına destek adına takımın bir çok maçını kaçırmamaya özen gösterir. Futbolcular ile ve yöneticiler ile antremanlara çıkar, takımına moral verir. Samsunspor forması ile çekilmiş çok sayıda fotoğrafı; bende , kendi albümünde, Samsunspor' lu futbolcularda ve haberlerin yer aldığı gazetelerde bulunmaktadır."

*
"O dönemlerde dayım, film ve konser için Samasun' a her gelişinde yanında sanatçı arkadaşları ile bizim eve gelirlerdi. Nazan Şoray, Muhterem Nur, Nermin Demirçay, Osman Özdenkçi, Hülya Darcan, Saniye Can, Sevda Ferdağ, Kemal Öncan gibi sanatçıları dayımın konuğu olarak bizim evde ağırlıyorduk. O dönemlerdeki sazlı sözlü akşam yemeklerini hatırladıkça kendimi çok şanslı buluyorum. Her birinden film seti, turne anıları dinlerken o anı yaşıyor gibiydim."

*
"Arzu Okay' ın ilk filmleri Yıldıray Dayımladır. 16 yaşında Saklambaç Gazetesi' nin açtığı bir yarışmada birincilik kazanan Okay' ın üvey babası Bedia Akartürk' ün şoförüdür. Yıldıray Dayım, o günlerde İzmir Fuarı' nda sahneye çıkmaktadır. Bir gün program öncesikulise, Bedia Akartürk' ün eşi ile şoförü gelirler. Okay' ın üvey babası:"Bakın Yıldıray Bey, kızım birincilik ödülü aldı. Yakında film teklifleri gelir. Ancak, kızımın sizinle oynamasını, sizin filmlerinizde rol almasını istiyoruz" der. Bunun üzerine Arzu Okay ile üç filmlik bir çalışmaya girer."

*
"Dayım, Arzu Okay' ı kalp kırmayan, dost canlısı, iyi bir oyuncu, iyi bir insan olarak hatırlar. Onunla ilgili bir anısını şöyle anlatır: "Boğaz Köprüsü üzerinde akışan trafik içerisinde bir anda bir araba dörtlülerini yakarak önümde durdu. Arabadan inen Arzu Okay' dı. Normal bir yerdeymiş gibi trafiği düşünmeden yanıma gelip yıllardır birbirine hasret kalmış bir dost gibi bana sarıldı. Köprü kamerasından bu görüntüyü izleyen görevliler bir hayranım tarafından zor durumda bırakıldığımı düşünerek kısa sürede yanımıza gelip bizi köprü dışına çıkardılar." diye anlatmıştı."

*
"Sezer Güvenirgil de en çok film çevirdiği oyunculardan biridir. Aynı zamanda bir balerin olan Sezer Güvenirgil' in annesi Romanyalı' dır. Güvenirgil, setlere renk katan kırık bir kasanla konuşur. Yıldıray Çınar' ın film setlerinin sevilen oyucularından biri olan Sezer Güvenirgil ile bugünlere dek süren uzun bir dostluğu vardır.
Yaşamı boyunca prensiplerinden asla ödün vermeyen Yıldıray Dayım için para hiç bir zaman ilk sırada yer almamıştır. Kişiliğin ve gerçek sanatın bedelini hiç bir para biriminin karşılayamayacağını söylemiştir."
"Onu ilkelerinden ve duruşundan ödün verdirebileck para birimi henüz icad edilmemiştir. Bu cümle Dayım'ın kişiliğini ortaya koyan en büyük slogandır."
"58 yıllık sanat yaşamının 15 yılını, Türk Halk Müziği'nde zirvede , branşının tek ismi olarak geçirir."
"Dayım, şöhretin başını döndürmediği ender sanatçılarımızdan biridir. Sanat hayatındaki başarısı kadar kişiliği ile de Türk halkının büyüktakdirini toplamıştır. Dayım, hiç bir dedikoduya adını karıştırmadamn sanat yaşamını sürdürmüştür."

*
"1970' li yılların sonunda doğan bir çok çocuğun ismi Yıldıray ya da Çınar ' dır."
"Bir çok kanalın davetini nazikçe reddeder. Jübilenin bir kez yapılması gerektiğine inanır. Bir çok kanalın düzenlediği müzik programlarına defalarca çağrılmasına karşın çıkmaz. Yıldıray Çınar' ı programlarına konuk etmek isteyen Türkiye' nin en popüler isimleridir."

*
"Türkiye Radyoları Sanatçılığı' ndan "Hoca" kimliği ile mezun olur."
"1999 yılında kendisine Devlet Sanatçısı ünvanı verilir."
"İstanbul' da uzun süre danışmanlık ve hocalık yapar."
"Bekarlığı kendisine yakıştıran seçkin sanatçılardan biridir."
"Uzun bir sürebir nostalji çalışmasının bulunmasını istedim. 2002 yılında kendisinden bu izni aldım. İzni almam kolay olmadı. Dayım' ı bir koşulla ikna ettim. Albümün geliri Mehmetçik Vakfı' na bağışlanacaktır. Ancak, bu proje kimi aksaklıklar nedeni ile bir türlü gerçekleşemedi. Fakat, bu projeyi bir gün mutlaka gerçekleştireceğim. Kulaklardan hiç silinmeyen, o muhteşem sesi yeni nesillerin de dinlemesi için elimden gelen her şeyi yapacağım."

*
Atatürk' ün Samsun' a ayak bastığı yerin projesini incelediğinde çok heyecanlanmıştı. Buranın bittiğinde çok güzerl olacağını, önemli bir eksikliği gidereceğini söylemişti. Gezilerimiz esnasında da Bandırma Vapuru' nun buraya yakışacağını belirtmişti."

*
Beste ve Derlemeleri (600 Eserden Bazıları)
  • Şu Samsun' un Evleri, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Karanfilin Çinçini, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Trabzon' dan Aşağı, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Çarşamba Köprübaşı, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Söyleyin Anama Ağlamasın, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Helal Et Hakkını Anam, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Çarşamba Dedikleri, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Çarşamba Pazarı, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Aman Dünya Ne Dar İmiş, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Nazmiyem, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Sevdalı Gelin, Kaynak Kişi : Erzurumlu Sıddık Sayar, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Garip (Deyiş), Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Ah Neyleyim Gönül, Kaynak Kişi : Adanalı Ferahi, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Gömlek Giydim Dar Geliyor, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Bad-ı Sabah, Kaynak Kişi : Ali Coşkun, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Yare Pazen Seçemedim, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Kader Torbası, Kaynak Kişi : Mahmut Erdal, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Bölemedim Felek ile Kozumu, Söz : Mehmet Ebrulan, Düzenleme ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Ben Yarimi Güller ile Donattım, Kaynak Kişi : Mahmut Erdal, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Aşka Erenler, Kaynak Kişi : Yunus , Derleyen : Yıldıray Çınar
  • Ayva Dalın Eğer mi, Söz : Karacaoğlan, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Senin İçin, Söz : Mevlüt Kefeli, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Nazlı Cananım, Söz : Gevheri, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Deli Gönül, Söz : Karacaoğlan, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Gülmedim Felek, Söz : Karacaoğlan, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Ayrılık Ateşi, Söz : Aysel Aslantaş, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Karadeniz Türküsü, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Bu Kara Sevdaya Düştüm Düşeli, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Bir Mecnun Gibi Alemi Dolaştım, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Senin Aşıkların Ağlar Dediler, Kaynak Kişi : Hüseyin Akçam, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Ben de Bu Dünyaya Geldim Geleli, Kaynak Kişi : Hüseyin Akçam, Düzenleme : Yıldıray Çınar
  • Bir Yavru İsterim Allahım, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Yeni Bir Sevdaya Yeniden Düştüm, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Sevmek Yanlış İmiş Sevince Birini, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Yalancı Dünyaya Konup Göçenler, Söz : Yunus Emre, Derleme : Yıldıray Çınar
  • Benim Gibi Dünyaya Şanssız Bahtsız Gelenler, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Komşunun Kızı, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Izdırabım Hiç Dinmiyor, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Bizim Düğünümüz Oluyor, Söz : Mehmet Erbilen, Müzik : Yıldıray Çınar
  • Fırat Kenarında Yüzen Kayıklar, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Bu Kara Sevdaya Düştüm Düşeli,Söz : Mehmet Erbilen, Müzik : Yıldıray Çınar
  • Seni Ağlatan Bir Gün Güldürür, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Ölümden Öteye Yol Var mı Ola, Söz : Zeki Uluruh, Müzik : Yıldıray Çınar
  • Hanım Can, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Sabreyle Sevdiceğim, Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Hünkar Hacı Bektaş Veli ;(Kerbela), Söz ve Müzik : Yıldıray Çınar
  • Ayrılıktan Yoksulluktan, Söz : Aşık Eşref, Müzik : Yıldıray Çınar
29 Mayıs 2007 Salı günü01.40 sıralarında tedavi görmekte olduğu Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi' nde 67 yaşındayken hayat gözlerini yumarak ebediyete intikal etmiştir. Cenazesi bir gün sonra Samsun Büyük Cami'de öğle namazının ardından kılındıktan sonra, vasiyeti üzerine Asri Mezarlığı'ndaki babasının yanına defnedildi.

*
Kaynak : Metin Erten'in yazmış olduğu "Yıldıray Çınar Kitabı"..."Bir Çınarın Gölgesinde Büyümenin Onuru"...

web counter